Shot at 2007-06-29Gerçek Adı: John Christopher Depp II
Doğum Yeri: Owensboro, Kentucky
Doğum Tarihi: 09.06.1963
Boy : 1.78 m
Takma Adı : Mr. Stench
Onu Ünlü Yapan Ne? 21 Jump Street (1987-1990) dizisindeki rolü
Birliktelikleri:
Sevgilisi: Vanessa Paradis, aktrist ve şarkıcı, 1972 doğumlu, Haziran 98'den beri birlikteler
Nişanlısı: Kate Moss, model, Temmuz 95'de nişanlandılar, 1997'de ayrıldılar
Nişanlısı: Winona Ryder, oyuncu, 93'te ayrıldılar
Nişanlısı: Jennifer Grey, oyuncu
Sherilyn Fenn, oyuncu
Eşi: Lori Allison, 83'te evlendiler, 85'te boşandılar,
Johnny Depp'in kariyeri, 'Pirates of the Caribbean'daki (Karayip Korsanları) Oscar'a aday gösterilen performansının ardından yükselişe geçti. Şimdi ise gene Oscar adayı bir filmde, 'Finding Neverland'de (Düşler Ülkesi), 'Peter Pan'in yazarı J M Barrie'nin hayatını oynuyor, üstelik de müthiş bir oyunculuk sergileyerek.
Bir film bir insanın hayatını ancak bu kadar değiştirebilir. Geçen senenin en büyük hitlerinden olan 'Karayip Korsanları'na başlamadan önce Johnny Depp, Hollywood'da yetenekli, çekici ve cana yakın ama aklında herhangi bir kariyer planı olmadan rol seçen kaprisli bir aktör olarak tanınıyordu. Hele olaya bir de film şirketi yöneticileri açısından bakacak olursak durum daha da vahimdi; çünkü sanat filmlerine, özellikle Avrupa sanat filmlerine karşı bir zaafı vardı. Açıkça görülüyordu ki hiçbir zaman Hollywood'un bildik oyununu oynayan bir aktör olmadı. Bize sorarsanız, olmasın da zaten. Biz onu 'Edward Scissorhands' (Makaseller), 'What's Eating Gilbert Grape'te (Gilbert Grape Ne Yiyor?), "Benny and Joon" (Benny ve Joon), 'Arizona Dream' (Arizona Rüyası), 'Ed Wood' gibi tuhaf karakterleri canlandırdığı alışılagelmedik filmleriyle sevmiştik.
Tabii bu eskidendi. Ne zaman ki Depp, Rolling Stones'un has adamı, arkadaşı Keith Richards'dan esinlenerek Kaptan Jack Sparrow'u canlandırdı, Hollywood onu yeniden takdir etme gereği duydu. 'Titanik'ten beri hiçbir film, tek bir oyuncunun yüzünden bu kadar büyük bir hit olmamıştı. Onca başarıya rağmen Depp, Oscar töreninden eli boş döndü.
Şimdi 'Düşler Ülkesi' ile Hollywood'a geri dönüyor ama 41 yaşındaki oyuncu bunu kendi yolundan gidip, seçtiği rollerin ticari başarılarına aldırmayarak yapmayı başarıyor.
Aktör olmak, çocuklara göre bir iş" diye anlatıyor. Oyun oynamak gibi, bir raddeye kadar da eğlenceli. Sorumsuzca sorumlu olmak harika bir iş. Hayatımı bu şekilde kazanıyorum, ama bunu başka bir tür eğitim için bir yol olarak da kullandım. Bu roller üzerinde araştırma yapıyor ve o kadar çok şey öğreniyorsunuz ki... Tam da bu nedenden Depp, ona bir şeyler öğretmeyen rollere karşı ilgisiz. 'Düşler Ülkesi'nde, dik yakalı ağır tüvit takımlar giyen, mutsuz bir evliliği olan ve yetişkinlerin yanında çekingenleşen ve sadece çocuklarla hayal gücüne dayalı oyunlar oynarken yaşadığı hissedilen bir İskoç karakter olan Barrie'yi canlandırıyor.
'Monster's Ball'un (Kesişen Yollar) yönetmeni Marc Forster'ın yönettiği 'Düşler Ülkesi', çarpıcı olmasına çarpıcı bir film ama tabii ki ticari açıdan 'Karayip Korsanları'nın başarısını yakalaması beklenemez. Nefis bir oyunculuk sergileyen, Barrie rolünde hem şakacı ve şen, hem karamsar bir portre çizen ve İskoç aksanını kusursuz bir şekilde taklit eden Depp'in bu sene de En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterilmesine şaşırmamak lazım. Harika bir diyalekt eğitmenim vardı ve uzmanlığı da İskoç aksanıydı, bu da çok işe yaradı. diyor Depp. İskoç aksanının müzikal ve benim de müzik eğitimim ve iyi bir kulağım olmasına rağmen, aksanı taklit etmek başta kolay olmadı. Sanıyorum Barrie'nin ses kaydı da yok, yani bunun da yardımı olmadı.
Kostümlerin karakterin belirlenmesine mutlaka katkısı oldu. Barrie'nin pek sosyal olduğu söylenemez. Çevresinde kendini rahat hissettiği pek az yetişkin vardı. Bu nedele o takım elbiseler ve dik yakalar, rahatsız doğasını yansıtmakta etkili oldu. Tutuk bir adamıd ama, çocuklarla birlikteyken onlarla aynı seviyede olduğunu hissediyordu.
Çocuklar Johnny Depp'in hayatında büyük rol oynuyor. Kız arkadaşı Fransız şarkıcı ve oyuncu Vanessa Paradis'ten iki çocuğu var ve onlara tapıyor. 2 yaşındaki oğlu Jack'in adını koluna dövme yaptırmış ve bileğinde de 5 yaşındaki kızı Lily Rose'un verdiği ip ve boncuklardan yapılmış eski püskü bir bilezik var. Baba olmak, bu filmin içine girmemde çok yardımcı oldu. Günde asgari 12 saati çocuklarla geçiriyorsunuz ve o çocukları seyrederek -onlarla onların seviyesinde zaman geçirerek, yapmak istediklerini yaparak, onları güldüren şeyleri yaparak- çok şey öğrendim. Bu birtakım şeyleri benim için tazeledi.
Çoğu eleştirmen, Depp'in, oynadığı karakterdeki çocuksu yana karşı bir yakınlık duyduğunu fark etti.
Masalların hepsini seviyorum. diye kabulleniyor. Makaseller'i yaptığımda, masalların iç yüzünü ortaya koyan Bruno Bettleheim'ı (The Uses of Enchantment) okumuştum. Bence Peter Pan da, J M Barrie'nin bize bıraktığı büyük bir armağan. Maalesef ben Disney'in çizgi filminden önce kitabı okuma ve oyunu görme şansına sahip olan çocuklardan değildim ama çizgi filmine bayılıyorum ve bugün de çocuklarımla seyrediyorum.
Depp, Kaptan Jack Sparrow rolüyle, serinin ikinci filmi için tekrar kamera karşısına geçecek
Pek çok oyuncunun içinde, oyun oynamayı seven bir Peter Pan olduğu görüşüne katılıyor. Tüm oyuncuları bilemem. Bazı oyuncular aynı zamanda harika birer muhasebecidir. Ben değilim. Ben varolan en kötü muhasebeciyim.
Depp, Los Angeles'la, Fransa'nın güneyinde Paradis ve çocuklarıyla yaşadığı evleri arasında mekik dokuyor. Profesyönel anlamda da Amerika'dan uzun periyodlarla uzakta kalıyor. 'Düşler Ülkesi' de dahil olmak üzere, son üç filmi İngiltere'de çekildi. Ayrıca seçtiği roller de genelde bir öncekiyle taban tabana zıt. 'Düşler Ülkesi'nden sonra oynadığı film 'The Libertine', John Malkovich tarafından yönetilmiş ve İngiltere ile İrlanda arasında bulunan Man adasında çekilmiş. Bu filmde Depp, kendini hayatın eğlence ve zevklerine adamış, 17. yüzyıl şairi Rochester kontunu canlandırıyor.
Hayatı kasırga gibi geçmiş. 33 yaşında içki ve frengiden ölmüş. Bir anlamda ilk punk rock'çı olduğu söylenebilir. İngiliz edebiyatında kaale alınmıyor ve yazdıkları porno olarak görüldüğünden saygı görmüyor.
Bunun ardından gene çocuklara yönelik bir film geliyor. Çekimleri Londra'da yapılan, Roald Dahl'un 'Charli and the Chocolate Factory' (Çarli ve Çikolata Fabrikası) kitabının yeni uyarlamasında Willy Wonka rolünü üstleniyor.
Çocuklara yönelik. diye anlatıyor fazla bilgi vermeden. Roald Dahl'un kitapları eğlenceli olabilir ama zaman zaman karanlık da olabiliyor. Yazdığı bazı şeyleri çocuklarınıza okumak istemezsiniz. Çarli'de bile inceden inceye bu karanlık mesajlardan var.
Depp önümüzdeki sene 'Karayip Korsanları'nın ikinci filmini çekecek ve Keith Richards'ın Kaptan Jack'ın babası olarak ufak bir rol almayı kabul edeceğini ımduğunu söylüyor.
Tüm bunlar, oyunculuk eğitimi almamış bir adamın tuhaf ama harika kariyerini oluşturuyor. Televizyon dizisi 21 Jump Street'te otnayana kadar hep rock müzisyeni olacağını düşünen Depp, rolden nefret etmiş ama oyunculuk hayatı da bu şekilde başlamış olmuş. Aslında 1995'te 'Don Juan de Marco' filminde birlikte rol aldığı Marlon Brando'nun tekniği olan Method tekniği etkisi altında kalmış. Oynadığı rollerin tahmin edilmezliği, akla bu sene ölen Brando'yu getiriyor.
Bu gerçek. diyor Depp, üzüntülü bir şekilde omuz silkerek. Marlon'u özlüyorum. Ve onu hala her gün düşünüyorum.
-johnny idollerinden biri olan Iggy Pop'la tanıştığında 17 yaşındaymış.. florida da bi konserde ön grup olarak çıkıyolarmış.. ama Iggy Pop'la tanışırken yaptığın müziği çok seviyorum tarzında sıradan şeyler söyleyen insanlardan olmak istememiş ve bi hayli alkollüyken Iggy pop'un olduğu tarafa doğru müstehcen laflar atmaya baslamış.Iggy Pop'da johnnynin üstüne yürüyerek 'seni küçük pislik!' demiş..
johnny çok mutlu olmuş çünkü onun için çok ilginç bi karşılasmaymış..
-jack sparrow karakterini canlandırırken ilk filmin son sahnesinde vurucu bi kapaış cümlesi bulmaya calışmışlar ellerindeki kapanış onları mutlu etmemiş; devreye johnny girmiş ve bir fransız denizci kitabında okuduğu bi bölümü anımsamış kitapta anlatılan neden denizci olmak istegymiş amaç ufuk çizgisine ulaşmak.. sonuçç kaptan jack'in son cümlesi 'bana ufku getirin'..
-johnny'nin gitarist olmasındaki en büyük etken kilisede vaizlik yapan amcasıymış,sürekli gitar çalarmış...
-ilk gitarı annesinin ona aldığı ucuz ve küçük bi electro gitarmış.. öğrendiği ilk şarkı 'Stairway to Heaven' oolmuş..
-20yaşındayken grubuyla albüm yapmak üzereymişler.. ama bi o kadar da parasız durumdydılar.. sürekli başka işler denemişler bunların arasında telefonla dolma kalem satmak bile warmış..
-arkadaşı nicholas cage sayesinde film dünyasına adım attıgında müzik grubundaki arkadasları ona kendi deyimiyle kıl olmuşlar.ama sadece grubu tekrar biraraya gelene dek (o zaman kısa bı süreliğine dagılmış) yada johnny baska bi grup bulana dek johnnynin faturalarını ödemenin bi yoluymus filmlerde oynamak..
-yine ilk filmi olan Nightmare on elm street'te bi sahnede göleğini çıkarması gerekiyomuş ve johnnynin kızılderili dövmesini gören herkes '' dövmesi var bu çocuğun'' diye bağrışıp dehşete düşmüşler.
-johnny film çekimleri bitince bi trene atlayıp gezermiş.. bunun nedeni çekim sonrasını atlatabilmekmiş ona göre bu zaman oldukça depresif oluyormuş..
-"eşi vanessa paradisin seslendirdiği johnny'nin de gitarıyla eşlik ettiği kızları lily rose için yapılmış bi şarkıları war ismi 'the ballad of lily rose' çok şirin bi şarkı ninni gibi"
(bu bilgiler için teşekkürler-ismini unuttum)
# 15 yaşında okulu bıraktığında rock müzisyeni olma hayalleri vardı.
# Los Angeles’a yaptığı ziyaret sonrasında aktör olmaya karar verdi.
# İlk rol aldığı film, Wes Craven’ın 1984 yapımı A Nightmare On Elm Street idi.
# 21 Jump Street (1987) adlı TV dizisinde gizli polis Tommy Hanson rolü ile tanındı.
# Çeşitli gençlik filmlerinde rol aldıktan sonra, 1990 yılında yönetmen Tim Burton ile birlikte çalıştığı Edward Scissorhands adlı filmde canlandırdığı ana karakter başarıya ulaşınca kendini
de kanıtlamış oldu.
# Rol aldığı yedi filmde gerçek yaşamdan alınmış karakterleri canlandırdı: Edward D. Wood Jr. – Ed Wood (1994), Lt. Victor/Pon Pon – Before Night Falls (2000), Hunter S. Thompson – Fear and Loathing in Las Vegas (1998), Insp. Fred Abberline – From Hell (2001), Joseph Pistone/Donnie Brasco – Donnie Brasco (1997), George Jung – Blow (2001) ve J.M. Barrie – Finding Neverland (2004).
# Bir Disney filminde canlandırdığı karakter ile başrol oyuncu kategorisinde Oscar’a aday olan tek aktör (Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl).
# 2006 yılında, Edward Scissorhands (1990) filminde Edward Scissorhands olarak gösterdiği performans Premiere dergisinin "Tüm Zamanların En İyi 100 Performansı" listesinde 22. sırada yer aldı.
# 2006 yılında, Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl (2003) filminde Kaptan Jack Sparrow olarak gösterdiği performans ise Premiere dergisinin "Tüm Zamanların En İyi 100 Performansı" listesinde 79. sırada yer aldı.
# Marlon Brando’nun çok büyük bir hayranı.
# 2003 yılında People Magazine tarafından "Yaşayan En Seksi Erkek" seçildi.
# Uzun süredir birlikte olduğu sevgilisi Vanessa Paradis, aktris ve kendi ülkesi Fransa’da oldukça popüler olan bir şarkıcı. 1998 yılından beri beraber olan Depp ve Paradis’in bir kız, bir erkek çocukları var.
bu bilgiler de (itü sözlükten)
- en sevdiği sesin çocuklarının nefes alışı
- en nefret ettiğinin ise süpürge sesi
(kendisi inside the actor's studio programında söylemiş)
- böcek koleksiyonu vardır
- eski eşyalarını atamama hastalığı da mevcuttur
---*Depp, sevgilisi Vanessa Paradis, dört yaşındaki kızı Lily-Rose ve bir yaşındaki oğlu Jack ile birlikte Güney Fransa'da yaşıyor. Tipik bir günü şöyle geçiyormuş: Sabah beşte ya da altıda kalkıyor, kahvesini koyduktan sonra oğlanın mamasını hazırlıyor. Haberler çok iç sıkıcı değilse biraz CNN'e bakıyor. Sonra gece boyunca bir değişiklik olmuş mu diye sebze bahçesini teftiş ediyor. Aşağı yukarı bu kadar. Eğer kendini çok enerjik hissederse maaile kasabaya iniyorlar, bir bardak şarap içip köylülerle sohbet ediyorlar. Daha sonra da evde kitap okuyup, resim yapıyor.
Bu ideal hayatta yeri olmayan tek şey gibi görünüyor sinema. Zaten hiç de merakı yokmuş. Evinin en yakınında sinema var mı diye sorulduğunda da altın dişlerini göstererek gülüyor ve hiçbir fikri olmadığını söylüyor.
---*Fear and Loathing in Las Vegas'ın yazarı Hunter Thompson'la ilk tanıştıklarında birbirlerinden o kadar hoşlanıyorlar ki Thompson'ın evinin bodrumunda bomba imal edip Aspen'de bir gece sabaha kadar bomba patlatıyorlar. Film kesinleşince Depp, Thompson'ın evinden bir ay boyunca hiç çıkmıyor, her hareketini, yüzünün her ifadesini ezberliyor yazarın. Sonra bir kış gecesi, tipi sırasında yazarın üstü açık arabasına atlayıp, o soğukta Las Vegas'a kadar (yaklaşık 900 km.lik yolun yarısı kar kıyametle geçmiş olmalı) araba kullanıyor. Benicio Del Toro'nun da çekimlerden bir anısı var: Çölün ortasında, en sıcak günlerden birinde camları kapalı arabanın içinde oturan Depp'in yanına oturmaya yelteniyor. Arabada air -condition vardır da, o sıcakta nefes alır diye. Ne gezer? Johnny Depp, air-condition'ı olmayan arabada üstüne üstlük kaloriferi de çalıştırarak, sıcaktan son nefesini vermek üzere oturmaktadır. Birazdan çekeceği sahnede canlandıracağı uyuşturucu müptelası gazetecinin kan ter içinde ve çılgın görünümü gerçeğe yakın olsun diye.
---*Depp, Pirates of the Caribbean'ın kazandığı başarıya hâlâ tam olarak inanamıyor gibi. Zaten filmdeki oyunculuğuna ilişkin tartışmalar da son bulmuş değil. Yapımcılar önce Depp'in bol maskaralı bir Keith Richards'ı andıran görüntüsünü yadırgamış ve karakteri gay
gibi canlandırdığını düşünmüşler. Depp, "Sizi anlıyorum, ama benim daha önce yaptıklarım belli. Güvenin bana, eğer güvenmiyorsanız da, değiştirin beni," demiş onlara. Pirates, gişede önce 100, sonra 200, sonra da 250 milyon dolar sınırını geçince, başlangıçta onu eleştirenlerin hepsi teker teker tebrik telefonlarını etmişler tabii.
---*Once upon a Time in Mexico'nun son çekim günü. Depp, öğleden sonra gün ışığı kaybolmadan filmdeki son sahnesini bitirmeye uğraşıyor. Rodriguez'in her "Action!" diye bağırışında, setteki beyaz köpek kendini kameranın önüne atarak havlamaya başlıyor. Bir, üç, beş... Sonunda Johnny Depp silahını çekiyor ve havlayan köpeğin gözüne gözünü dikerek, bir yandan silahını sallıyor bir yandan da ondan çok daha güçlü bir sesle havlıyor. Köpeğin gidişi o gidiş.
İyi de tüm bu hikâyeleri niye anlattık? Şunun için: Johnny Depp, bu işe ilk başladığı günlerden beri gözünü yıldızlığa diktiğini kanıtlamış, ayrıca kendi jenerasyonunun en garip, -belki de en iyi- oyuncusu olmuş.
